Bumerang - Yazarkafe
Çarşamba, Ağustos 20, 2014
Anonim:
Bu sıralar hangi şehirdesin? Ankara'da mı?

Evet dostum.

Boyle de güzel sevgilim var. #camus #albertcamus #pattismith #zekimuren

Boyle de güzel sevgilim var. #camus #albertcamus #pattismith #zekimuren

Pazartesi, Ağustos 18, 2014

SİSLER BULVARI

elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk

sisler bulvarı’na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk

sisler bulvarı’nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarıda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim
dokunsanız ağlayacaktım
yenikapı’da bir tren vardı

sisler bulvarı’nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!

sisler bulvarı’ndan geçtim sırılsıklamdı
ıslak kaldırımlar parlıyordu
durup dururken gözlerim dalıyordu
bir bardak şarabda kayboluyordum
gece bekçilerine saati soruyordum
evime gitmekten korkuyordum
sisler boğazıma sarılmışlardı

bir gemi beni afrika’ya götürecek
ismi bilmiyorum ne olacak
kazablanka’da bir gün kalacağım
sisler bulvarını hatırlayacağım
kırmızı melek şarkısından bir satır
lodos’tan bir satır yağmur’dan iki
senin kirpiklerinden bir satır
simsiyah bir satır hatırlayacağım
seni hatırlatanın çenesini kıracağım
limanda vapur uğuldayacak

sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul’du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu

eğer sisler bulvarı olmasa
eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
sabah ezanında yağmur yağmasa
şüphesiz bir delilik yapardım
hiç kimse beni anlayamazdı
on beş sene hüküm giyerdim
dördüncü yılında kaçardım
belki kaçarken vururlardı

sisler bulvarı’ndan geçmediğim gün
sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
yağmurun altında yalnızım
ağzım elim yüzüm ıslanıyor
tren düdükleri iç içe giriyorlar
aklımı fikrimi çeliyorlar
aksaray’da ışıklar yanıyor
sisler bulvarı ayaklanıyor
artık kalbimi susturamıyorum

I

Betonun hüznünden doğdum
suyun isyanından
güneşin kırılganlığına dokunup
geliyorum.

Sana söz yakışır, ağzını hazırla.

Kırık bir şehir hikâyesinden doğdum,
kırk meseleden
bardaklar ve demli çaylara dokunup
geliyorum.

Sana söz yakışır, elma de.

Aslı ve Astar’ı olmayan bir hikâyeden doğdum,
karşı’lar ve balkonlardan
korna seslerine karışıp
geliyorum.

Sana söz yakışır, ağzını hazırla.

O eski hikâye bitti,
şaşkınlığımdan doğdum
denize düştüm
kuruyup geliyorum.

II

Aslında
hazin bir öyküdür bu
anlatmaya yakışmaz sesiniz
yanımdaki bütün sandalyeler boş,
alabilirsiniz.

Oturunuz.

…bolerokuşlarlaleliihvan
birden, gaseyan…gaseyan…gaseyan.

…sonra sarışın kadınlar esmer olup
balkonlara çıktılar
ben terk ettim beyaz çerçeveli bir fotoğrafı
ve dönmedim bir daha.

Resmim,
zayıf yüzlü, gülümsemeye yakın neredeyse
hastane penceresine dayalı
ahşap ve toz kokan bir gecede çekilmişti.

Gaseyan…
yıllar sonra kente çıktım
örümcek ağlarının, paslanmış kapıların ardından
kente çıktım,
yıllardır sallanan bir sandalyenin ardından
tozlar içinden,
uzaklara ve karalara yazıldığım mektuplardan
beyaz çerçeveli bir fotoğraftan,

gaseyan.

Burkuldum ve ağladım
kırmızı bir danstı her şey, oynadım.
tenim ve ellerim yoktu
kimse görmedi.

Kimse görmedi, saçlarım uzamadı yıllardır.

"Mercy Mercy" by Don Covay

jindywahr:

Have mercy, baby…

Çarşamba, Ağustos 13, 2014
"Heart Of Gold" by Neil Young

I’ve been to Hollywood
I’ve been to Redwood
I crossed the ocean for a heart of gold.
I’ve been in my mind,
It’s such a fine line
That keeps me searching for a heart of gold.

"Out On The Weekend" by Neil Young

psychedelicway:

Neil Young - Out on the Weekend

Cumartesi, Ağustos 9, 2014
Pazar, Ağustos 3, 2014
Anonim:
hiç kitabevlerinde ya da ne bileyim başka yerlerde kitap sattın mı

D&R de ve sokaklarda sattım dostum.

Perşembe, Temmuz 24, 2014

Vicdan, her insana eşit mi dağıtılmıştır?

Bir içki şişesine mi gömülmek daha kolaydır, yoksa bir kadın bedenine mi?

Unutmak aslında insanın kendisine ihanet etmesi değil mi? Peki unutamamak hayata ihanet değil mi?

Upuzun bir intihar gibi yasamak mı, ansızın çekip gitmek mi, hangisi daha çok cesaret istiyor?

"Bugün orada da cumartesi mi, sen de beni benim kadar özledin mi?" insan diyorum, kimi zaman kendisinin olmayan soruları da sevemez mi?

Neşet Ertaş’ı dinlemeyen, Neşet Ertaş’ı sevmeyen biri, sahiden de rakı içtiğini iddia edebilir mi?

Bir kadınla sevişmeyi sevmek için onu da sevmek gerekmez mi? Âşık olmak demiyorum, onu da sevmek gerekmez mi?

Birilerinin başına bomba yağıyorken, gülmeye devam edebilmek! “İnsan birileri ölürken gülebilen insandır”, insanın yeni tanımı bu olabilir mi?

Kocaeli’ni kazanan var mı gençler?

Pazartesi, Temmuz 21, 2014

Gün Filanı

busehir:

Biranı eline almış, uzun zamandır neredeyse her şeyi paylaştığın adamlar yanında sohbet çerez olmuş, yudumluyorsun biranı. Her şey o an güzel geliyor sana -doğal olarak-. O an kalsın istiyorsun, o an önemli.

Arada tuvalete gidiyorsun. Kusmak geliyor içinden, içince kusmanın ne olduğunu öğrenmek…

Kalk Gidelim Defteri

busehir:

gökyüzü ve
yeryüzü ortasında

bütün renkler kirletilmiş

yarı aydın bir güne
iner sevişim

sevişimin önsözü
şen aile kasabı

filmin adı:emanuel
kız-oğlan-kız
çıkmadı

pavyona düştü aslı
meyhane bir kerem
ver az rakı

haydi birazcık daha
mutlu’ymuşuz umutlu’ymuşuz
gibi yapalım

Met-Üst
(sf:57)

 
Sonraki sayfa